Kutadgu Bilig’de devlet adamı, elçi, hazinedar ve yıldızcı anlatılırken yer yer sakış, hendese, misâhat, cezr, darb, kısmet, küsûr, cebr ü mukâbele gibi tabirler geçer. Yusuf Has Hâcib’in zihninde devlet işi, hesap işi ve gök hesabı birbirinden bütünüyle kopuk değildir.
Elçinin vasıfları sayılırken şöyle denilir:
bilir erse sakış yéme hendese
‘aded cedri kılsa misâhat basa
(Hesabı ve hendeseyi bilirse; sayıların cezrini/kökünü çıkarıp mesaha işlerini de yapabilirse.)
Burada elçi yalnız söz bilen, şiir söyleyen, lisan bilen bir kimse değildir. Onun meziyetleri arasında sakış ve hendese de vardır. Demek ki elçilik, sadece belâgat ve siyaset değil; aynı zamanda ölçü, kayıt ve hesap isteyen bir iştir.
Hazinedar bahsinde hendese daha açık bir mevkiye çıkar:
elig sakışında keçer erse sen
kerek hendese sakışı tutsa sen
(El hesabını/temel hesabı geçtikten sonra hendese hesabını ele almalısın.)
körü barsa yinçge sakış hendese
munı birle yér kök bolur ol sasa
(Dikkatle bakarsan hendese ince hesaptır; bununla yer ve gök hesabı yapılabilir.)
idi me batığ hendese sakışı
anın tezginür kör hakîmler başı
(Hendese hesabı gerçekten derindir; bak, hakîmlerin bile başını döndürür.)
Bu beyitlerde “hendese”, bugünkü dar manasıyla yalnız geometri değildir. Yinçge sakış, yani ince hesap olarak görülür. Bir tarafıyla hazinenin, kaydın ve mesahanın dünyasına; diğer tarafıyla yer ve gök hesabına açılır.
Hendese “yeryüzünü ölçme” manasından gelir; fakat zamanla amelî bir ölçme bilgisinden nazarî bir ispat ilmine doğru genişlemiştir. Ayrıca astronomi de hendeseye muhtaç ilimlerdendir [2]. Kutadgu Bilig’de “yer” ile “gök”ün aynı beyitte hendese ile beraber zikredilmesi bu cihetten tesadüfî görünmez.
Yıldızcılar bahsinde ise mesele doğrudan ilim tahsiline bağlanır:
bileyin tése sen okı hendese
açılğay sakış kapğı munda basa
(Bunu öğrenmek istersen hendese oku; bundan sonra sana hesap kapısı açılır.)
okı darb u kısmet tükel bil küsûr
tükelke tükel imtihân ol yetür
(Çarpma ve bölmeyi oku; kesirleri eksiksiz öğren. Bu, kâmil kişi için tam bir imtihandır.)
ya taz‘îf ya tansîf özüñ yetrü bil
kalı bildiñ erse ‘aded cedri kıl
(Taz‘îfi ve tansîfi iyice bil; bunları bildikten sonra sayıların cezrini/kökünü çıkar.)
yana cem‘ ü tefrîk misâhatka öt
yéti kat felekni yatur yamça tut
(Sonra toplama, çıkarma ve mesahaya geç; yedi kat feleği yayılmış bir bez gibi tut.)
takı kolsa cebr ü mukâbel okı
yéme oklidis kapğı yetrü tokı
(Daha da istersen cebr ü mukâbele oku [3]; Oklidis kapısını da iyice çal.)
Burada bilhassa Oklidis isminin geçmesi mühimdir. Bu, metnin riyazî ilimler bahsinde sadece umumî bir hesap bilgisinden söz etmediğini gösterir. Hendese, hesap kapısını açan bir ilimdir; arkasından darb, kısmet, küsûr, cezr, misâhat, cebr ü mukâbele ve Oklidis gelir.
“Hendese ilm-i fıkhın mîzânıdır” beyti bu eski telakkîyi iyi hülasa eder [4]. Hendese, ölçü ve mîzan fikriyle beraber düşünülür. İspat yoluyla kesin bilgiye ulaşma gayreti de bu ilmin itibarını artırır [4]. Bu itibar, Kutadgu Bilig’de daha erken bir Türkçe metin içinde “sakış kapğı”nı açan ilim olarak karşımıza çıkar.
Kutadgu Bilig’deki bu riyazî ve fennî izler, daha geniş bir fen bilimleri çerçevesi içinde de değerlendirilmiştir [5]. Netice itibarıyla Kutadgu Bilig bize Türklerde hendesenin bütün tarihini vermez. Fakat sağlam bir iz verir: XI. asır Türkçe ilim ve siyaset dilinde sakış, hendese, misâhat, cebr ü mukâbele ve Oklidis gibi tabirler bilinmekte; devlet işi, hesap işi ve gök hesabı aynı ilim dairesi içinde düşünülmektedir. Bu da hendeseye verilen ehemmiyetin küçük fakat kıymetli bir şahididir.
Referans ve Notlar
[1] Yûsuf Hâs Hâcib, Kutadğu Bilig - Metin, haz. Mustafa S. Kaçalin, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı e-kitap neşri, s. 142, 149, 229.
[2] “Öklid ve Hendese”, Mâverd, 28 Nisan 2012.
[3] Bu beyitlerde geçen cebr ü mukâbele ve ‘aded cezri tabirlerinin manası için bkz. Şermin Kalafat, “Kutadgu Bilig’de Geçen İki Matematik Terimi Hakkında: cebr ü muḳābel(e) ve ʿaded ceẕri”, Dil Araştırmaları, Güz 2018/23, s. 159-172.
[4] “Fıkıh ve Hendese”, Mâverd, 25 Kasım 2014.
[5] Ümit Hunutlu, “Kutadgu Bilig’de Fen Bilimleri”, Osmanlı Mirası Araştırmaları Dergisi / Journal of Ottoman Legacy Studies, c. 7, sy. 18, 2020, s. 319-345.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder