23 Nisan 2009 Perşembe

Ahmet Cevdet Paşa'nın Tıp Tarihi Derlemeleri

Osmanlı son döneminin önde gelen şahsiyetlerden biri olan Ahmed Cevdet Paşa (1822-1895), çok yönlü kişiliği ile bilinmektedir. Hukukçu kimliği ile Mecelle-i Ahkâm-ı Adliyye heyeti reisliği yapmış, tarihçi ve sosyolog kimliği ile Tarih-i Cevdet, Tezâkir, Ma’ruzât ve Kısas-ı Enbiyâ ve Tevârih-i Hulefâ, eğitimci kimliği ile Kavâid-i Türkî, Mecmua-i Âliye, Mi’yâr-ı Sedâd ve Âdâb-u Sedâd fi-İlmi’l-Âdâb eserlerini kaleme almış ve devlet adamı kimliği ile vâlilik, nâzırlık, yüksek meclis âzâlığı gibi görevlerde bulunmuştur [1,2]. 

Ahmed Cevdet Paşa’nın Sultan II. Abdülhamid’e sunulmak üzere hazırladığı tıp tarihi ile ilgili evrakın transkripsiyonu Ahmet Zeki İzgöer tarafından yapılarak Yeni Tıp Tarihi Araştırmaları dergisinde neşredilmiştir [3]. 


Evrakta mikroplarla ilgili bölümün ilk sayfası

Evrakta kolera, veba, zehirler ve mikroplar hakkında malumat bulunmaktadır. Aşağıdaki yazılar evrakın veba ve mikroplar ile ilgili kısımlarındandır:

“Ashâb-ı kirâmın vebâ hastalığı hakkında vâki olan muâmelerinin arz-ı atebe-i ulyâ kılınması şifâhen şerefyâb-ı telakkî olduğum emr-u fermân-ı hümâyûn-ı hazret-i Hilâfet-penâhî îcâbı celîlinden olmağla mazbata ve mâ-hazar olan mâlumât-ı kemterânemin bervech-i âtî arzına ibtidâr olunur. 

Vebâ maraz-ı âm yani umûmî bir hastalık demekdir. Tâ’ûn’a vebâ denildiği gibi bazen bi’l-akis ale’l-umûm vebâya dahi tâ’ûn denilür.

Meşâhir-i muhaddisînden İbn Esir’in ve diğer muhaddisînin beyanlarına göre Şam’da hicret-i Nebeviye’nin on sekizinci senesi pek şiddetli bir vebâ hastalığı vukû’ buldu. Ekâbir-i ashâb-ı kirâmdan pek çok zâtlar fevt oldu. İbtidâ Amvas karyesinde zuhûr ettiğinden bu vebâya tâ’ûn-ı Amvas denildi.

"Emîru’l-Mü'minîn Ömer bin el-Hattâb radıyallâhu anhü’l-Vehhâb hazretleri Şam'daki ashâb-ı kirâmın hallerini tahkîk etmek üzre Medîne-i Münevvere'de bulunan muhâcirîn ve ensâr ile birlikde cânib-i Şam'a azimet eyledi. Serg nâm karyeye vürûdunda ümerâ-yı Şam ya’ni aşere-i mübeşşereden emîru’l-ümerâ olan Ebû Ubeyde bin el-Cerrâh ve rüfekâsı olan Halid bin Velid ve Zeyd bin Ebî Süfyan ve Şurahbil bin Hasene ve Amr bin el-Âs radıyallâhu anhüm hazerâtı ana karşu geldiler ve Şam'da vebânın şiddetini beyân etdiler. Hazret-i Ömer: "Bana muhâcirîn-i evvelîni çağır" deyü Abdullah bin Abbas radıyallâhu anh hazretlerine emretmekte o dahi anları çağırmış, geldiklerinde Hazret-i Ömer anlara Şam'da vebâ vukû’ bulduğunu haber vermiş ve Şam'a varmak yâhûd geri dönmek husûsunda anların re'yini sormuş ba'zıları:  "Sen buraya rızâ-i  Bâri içün geldin. Buna bir şey mâni’ olamaz" deyüp ba'zıları da: "Bakıyye-i nâs yâ’ni ashâb-ı Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem seninle berâberdir. Anları bu belâya sevketmenizi re'y etmeyiz" deyü geri dönmek re'yinde bulundular. Hazret-i Ömer anlara: "Siz kalınız" dedi ve: "Bana ensârı çağır" deyü Abdullah bin Abbas'a emretdi.

Ensâr gelüp anlar da ol vechile ihtilâf edince Hazret-i Ömer anlara da: “Kalkınız” dedi ve: “Bana feth-i Mekke senesi muhacirlerinin ihtiyarlarını çağır” deyü İbn-i Abbas'a emretdi. Anlar gelüp bi’l-ittifak geri dönmeği re'y etdiler. Bu cihetle geri dönmek şıkkında ekseriyet-i ârâ vukû’ buldu. Hazret-i Ömer dahi yarın ale's-sabâh avdet olunacağını i’lan etdi. Rüfekâsı dahi sabâhleyin binüp avdete âmâde oldular. Ebû Ubeyde Hazret-i Ömer’e: “Allah’ın kaderinden firâren mi dönüp gidiyorsun?” deyince Hazret-i Ömer: “Yâ Ebâ Ubeyde! Kâşki bu sözü senden başka biri söyleseydi. Evet! Allah’ın kaderinden Allah’ın kaderine firar eyleriz. Senin bir deven olup da bir yakası otu bol ve diğer yakası kahtlık olan bir vâdîye inse sen anı otu bol olan tarafda otarırsan Allah’ın kaderiyle otarmış olursun ve kahtlık tarafında otarırsan Allah'ın kaderiyle otarmış olursun değil mi? Bana haber ver” dedi. Aşere-i mübeşşereden Abdurrahman bin Avf radıyallahu anh hazretleri li-hâcetihî bir mahalle gitmiş idüğünden zikr olunan meşveretde bulunmamış idi. Bu esnada geldi. Bu ihtilâf itdiğiniz mes’eleye ilmim var. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri: “Bir yerde tâ’ûn olduğunu işitdiğinizde oraya gitmeyiniz ve bulunduğunuz yerde vukû’ bulursa andan firâren çıkmayınız” der iken işitdim, dedi. Hazret-i Ömer dahi kendüsünün ve ekser-i ashâb-ı güzînin ictihâdlarının hadîs-i şerîfe muvâfakatinden nâşî Cenâb-ı Hakk’a hamd etdi. Ba’dehû dönüp Medîne-i Münevvere’ye gitdi” deyü Abdullah bin Abbas rivâyet eylemişdir.

Bu rivâyetin isnâdı sahîhdir. Zîrâ anı İmâm Buhârî aleyhi rahmetü’l-Bârî ve İmâm Müslim aleyhi rahmetü’l-Mün’im Sahîh’inde îrâd eylemişdir.

….

Pastör’ün keşfiyyâtından mâdûd olan mikrob usûlünce suların yüz dereceyi tecâvüz edecek kadar kaynadılması tavsiye olunuyor.

Hâlbuki lisân-ı Arabî’de mikroblara cerâsîm denilür ve etıbbâ-yı Arab tarafından cerâsîmin ihlâki içün suların mükerreren galeyâna getürülmesi tavsiye olunuyordu. Hattâ etıbbâ-yı Mısrıyye’den meşhûr İbn Rıdvan’ın bu bâbda 460 sene-i hicriyesinde cerâsîmden bahs ile bu bâbda mübalâğa ederek cerâsîmi ilhâk içün suyu uzun müddet müstemirren kaynatmak lâzım olduğunu beyân etmiş olduğu Mısır’da tab’ olunan el-Müeyyed gazetesinin bu kere Dersâdet’e vârid olan 1188 numerolu nüshasında tafsîl olunmuştur.

Ol asırlarda ümm-i medeniyet olan Bağdad’da dahi sıuların cerâsîmden tathîri efkârı olduğuna şu kıssa delâlet eyler ki hulefâ-yı Abbâsiyye’den 575 senesinde câlis-i serîr-i hilâfet-ü saltanat olup hilâfeti 47 sene kadar mümted olan İmâm Nâsır’ın içeceği sular Bağdad’ın üst tarafında yedi sâ’at mesâfesi olan mahalden hayvânlar ile nakl olunup yedi def’a kaynatdıktan sonra su kaplarına konup içermiş. ”


Sâhih-i Buhârî’de Hazret-i Peygamber’den rivâyet edilen hadîsin tercümesi:

Üsâme İbn-i Zeyd radiyallahu anhumâ’dan gelen rivâyete göre, Üsâme’ye:
      - Tâûn hakkında Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den ne duydun? Diye sorulmuş. Üsâme de:
      - Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu işittim, demiş:
      -Tâûn bir azâbtır. Benî İsrâil’den bir kavme, yahut sizden önce geçen bir ümmete gönderilmiştir. Siz bir yerde o(nun çıktığı)nı duydunumuz mu, o tâûnlu yere gitmeyiniz!. İçinde bulunduğunuz bir yerde tâûn zuhûr ederse, ondan kaçarak oradan çıkmayınız!. 

Hadîsin îzâhında Kâmil Miras şunları yazmaktadır: Peygamber Efendimiz’in bir azâb, bir âfet olmak üzere tavsîf buyurduğu bu müstevlî hastalıklara karşı korunma şekli, bugünkü tabâbetin karantinasıdır [4]. 

Referanslar

[1] Ahmet Şimşirgil ve Ekrem Buğra Ekinci, Ahmed Cevdet Paşa ve Mecelle, İstanbul, 2008, s. 46-47.

[2] Ekrem Buğra Ekinci, İslâm Hukuku Tarihi, İstanbul, 2006, s. 236.

[3] Ahmet Zeki İzgöer, “Ahmed Cevdet Paşa’ya Ait Bazı Tıp Belgeleri”, Yeni Tıp Tarihi Araştırmları, c. IV, 1998, s. 237-243.

[4] Abdi'l Latifi'z Zebidi, Sahîh-i Buhârî Muhtasarı, Tecrîd-i Sarîh tercemesi ve şerhi, cild IX, Ankara, 1984, s. 206-207.

31 Mart 2009 Salı

Bâleybelen’den Esperanto’ya


Sun'î lisân (artificial/constructed language) denildiğinde aklımıza ilk olarak Esperanto gelmektedir. Lâkin Esperanto’dan yaklaşık üç asır evvel, Bâleybelen dil bilgisi kitapları, sözlüğü ve kendisiyle yazılmış onlarca kitapla mevcuttu. Peki insanlar tabiî yollarla elde ettikleri lisânlar dururken neden yeni bir lisânın inşasına girişmişler? Yapma dillerin oluşturulma sebeplerinin başlıcaları şunlardır: Belli bir grup arasında bilgileri aktarmak ve farklı milletten insanların kolay öğrenebilecekleri bir dil vasıtasıyla haberleşmeyi kolaylaştırmak.

Bâleybelen…

Mustafa Koç Bâleybelen’in esaslı bir incelenmesini yaptı ve 2005 senesinde Bâleybelen – İlk yapma dil [1] başlıklı eseri neşretti. Eserde dilin grameri ve sözlüğü bulunmaktadır. Eserden özetlediğim bilgileri aktarıyorum.

Edirne’de doğan Muhyî-i Gülşenî (935-1013 / M. 1528-1604) burada Üçşerefeli ve Bayezid medreselerini tamamladı. Ardından öğreniminin son aşamasını Sahn-ı Seman’da tamamlamak için İstanbul’a geldi. Ebussuud Efendi ve Gelibolulu Sürurî gibi devrin meşhur ilim adamlarının derslerini takip etti. Gülşenî, Nakşî ve Ahrarî sufîleriyle irtibat kurdu [2]. Muhyî ile Ebussuud Efendi yakın ilişki içindeydi. Derslerine devam ettiği Ebussuud Efendi’yi övgüyle bahseden Muhyî onun hakkında şöyle demektedir: “İster tefsir, ister tevil ister ilm-i sûfiyeden o kadar nevâdir beyan ederlerdi ki eğer onları ömrümde tafsil edip tahrir edeydim, kifayet ederdi”. Ebussuud Efendi tarih düşürmedeki maharetinden dolayı Muhyî’ye “sâhib-i târîh” diye hitap etmekteydi [3].

Eserleri arasında Reşehât Tercümesi, Ahlâk-ı Kirâm, Şerh-i Hadîs-i Cibrîl, Şerh-i Hadîs-i Erbaîn, çeşitli Divan’lar ve Bâleybelen üzerine yazdığı eserler vardır [4].

Muhyî, kendisini “zebân-zede-i ebkemân” (dilsizlere dil veren) olarak tanımlamaktadır. Söz dizimi, Arapça esas alındığında “Lisânü’l-Muhyî” tamlamasına karşılık “Bâleybelen” karşılık gelir. Muhyî, Arapça tamlamanın karşılığı olan “Bâleybelen” ismini kullanmakta ısrarcıdır [5].

1805 senesinde Rousseau, Halep’te özel bir kütüphanede gördüğü ve mahiyetini anlayamadığı bir yazmanın giriş sayfasının kopyasını Hammer’e gönderdi. Hammer da fikrini almak için Silvestre de Sacy’e (1758-1838) gönderdi. Sekiz yıl sonra, Sacy Bâleybelen’i bir makalesiyle ilmi camiaya tanıttı. Ancak bu dilin kaybolmuş bir millete veya Doğu kabalistlerinin gizli bir dili olduğunu düşünmüştü. Büyük bir sabırla dili çözümlemeye uğraştı. Başka bir Doğu araştırmacısı Alessandro Bausani, Sacy’e atıflarla dile dikkat çekti. Bausani, bu dilin oluşumunu Fazlullah Esterabadî’nin kurucusu olduğu Hurufîlik ekseninde değerlendirdi. 1974 senesindeki eserinde, Bausani Bâleybelen’i ilk yapma dil olarak nitelemektedir. Bâleybelen’in Türkiye’de tanınması ilk olarak, 1966 senesinde Midhat Sertoğlu’nun Hayat Tarih Mecmuası’nda neşrettiği bir makaleyle oldu [6].

Osmanlı müelliflerinden, Hüseyin Kefevî Râznâme’sinde, Gelibolulu Âlî (1541-1600) Künhü’l-Ahbâr’da, Nev’îzâde Atâî (1583-1635) Şakaik zeyli Hadâku’l-hakaik’te ve Kâtip Çelebi (1609-1657) Fezleke’de Bâleybelen’e temas eder [7].

Muhyî oluşturduğu dil hakkında şunları dile getirmektedir: “Öyle müstakil bir dil oluşturdum ki böylesini ademoğlu yapmadı. Türkçe ve Farsça’yı bu dile aktardım, Arapça’nın dizilişini kullanarak bu binayı sağlamlaştırdım”.[8]

En az emek ilkesinin işletilmeye çalışıldığı Bâleybelen’de, Arapça’da bulunan tensiye (ikil), müennes (dişil), kural dışı çokluk şekilleri gibi yapılara yer verilmez. Kelime köklerinin belirlenmesinde ilham ve diğer dillerden yapılan alıntılar esas alınır. Bâleybelen’in söz dizimi Arapça’dan, kelime gruplarında Farsça’dan, genel yapı bilgisinde Türkçe ve Farsça’dan yararlanılmıştır. Ural-Altay, Hint-Avrupa ve Sami dilleri ayıklanarak Bâleybelen oluşturulmuştur. Bâleybelen’de kullanılan alıntı kelimeler düşük bir yüzdeyi teşkil etmektedir [9].

Muhyî bu dili oluştururken yazı ve konuşma dili olarak kullanılmasını göz önünde tutmuştur. Bundan dolayıdır ki, dili anlattığı eserde ses hadiselerine yer verir. Gramer kaidelerini anlattığı eserleri Osmanlı Türkçesiyle kaleme alınmıştır. Kurallara verilen bol örnekler, Türkçe, Farsça ve Arapça karşılıkları ile birlikte verilir. Bütün gayretlerine karşı dilin yayılmasında yeterli imkana sahip olmadığının farkındadır [10]:

Gerçi kılmadı bu dâ’iye zemân
Ki irem ol deme ki cümle cihân
Bu dil ile diyeler işideler
Hukemâ-veş bu tarîka gideler

Bâleybelen’den birkaç örnek cümle:

Esperanto…

Esperanto ile ilgili bilgiler Edmond Privat’ın Esperanto at a glance [11] isimli eserinden alınmıştır. Eserin kapağında “Her millete kendi milli dili, insanlığa beynelmilel bir dil” sloganı bulunmaktadır. Aşağıdaki bilgiler eserin 9-10 sayfaları arasından derlenmiştir [12].

Leibniz’den (1646-1716) sonra birçok Avrupalı bilgin yapay dünya-dilleri sistemi oluşturmaya çalışmışlardır. Ancak bunların hepsi teorik ve pratik olmayan projelerdi. 1880 senesinde Johann Martin Schleyer’in “Volapük” dili tüm dünyada başarı elde etti ve böyle bir dilin oluşturulabileceğini ispatlandı. Lâkin bu sistem oldukça zordu, yapaydı ve mevcut dillere ve onların modern tekâmülüne yeterince önem vermemişti. Volapük iç hayata sahip değildi. Uzmanlar dilin değişimi üzerinde tartışmaları sürdürürken veya bu uzmanların büyük bir kısmı Esperanto olarak bilinen yeni sistemi ele alırken, birkaç yıl sonra Volapük’ün yerini Esperanto aldı.

Esperanto, Polonyalı göz doktoru L.L. Zamenhof (1859-1917) tarafından oluşturuldu. Bulunduğu şehirde, Leh dili, Rusça, Almanca ve Eskenazi dilleri konuşuluyordu. Bu farklı dilleri konuşanlar arasındaki, sıklıkla zulme varan, mücadele Zamenhof’u boş zamanlarını nötr bir dil oluşturmaya adamasına sevk etti. Bu sayede farklı milletler arasında barışıl ilişkileri teşvik edecekti. Öğrenciyken çalışmaya başladı ve 1887 senesinde 28 yaşındayken “Doktoro Esperanto” ismiyle ilk gramer kitabını neşretti. O zamandan beri ciddi bir ilerleme kaydeden dil yüz binin üzerinde bir topluluğa sahip oldu ve yaklaşık bin kişi anadil olarak bu dili kullanmaktadır . Özgür ansiklopedi sloganıyla ortaya çıkan Wikipedia'da, Esperanto yaklaşık 112 bin (31 Mart 2009 tarihinde) madde ve 16400 kullanıcıya sahiptir. Türkçe Vikipedi'nin yaklaşık 126 bin madde ve 213 bin kullanıcı içerdiğini düşünürsek, Esperanto'nun dili yayma misyonuna sahip bir kitlesinin olduğunu söyleyebiliriz.

Dr. Zamenhof aslında yapay bir dil değil, modern dillerin başlıcalarının bir çeşit sentezini yaptı. Dilin kelime hazinesi için pek çok beynelmilel kökler seçti. Esperanto’da çoğunluğu teşkil eden telefono, telegrafo, teatro, arto, muziko, onklo, sukcesi, miraklo gibi kelimeler modern Avrupa dillerine aittir. Diğer kelimeler - mesela trinki, varma, blua, tempo, glaso, granda, tablo, inko, tago, lerni – Avrupa dillerinin en büyüklerinin üçüne aittir. Böyle bir esas Esperanto’yu Latince, Almanca ve İngilizce karışımı bir dil yapmaktadır.

Esperanto’dan birkaç örnek cümle:

Li estas bona (He is good)
Kio estas sur la tablo? (What is on the table?)
Kiu parolas? (Who speaks?)

Referanslar:

[1] Mustafa Koç, Bâleybelen- ilk yapma dil, İstanbul, 2005.

[2] Mustafa Koç, a.g.e., s. 12.

[3] Mustafa Koç, a.g.e., s. 26.

[4] Mustafa Koç, a.g.e., s. 44-52.

[5] Mustafa Koç, a.g.e., s. 54.

[6] Mustafa Koç, a.g.e., s. 55-57.

[7] Mustafa Koç, a.g.e., s. 62.

[8] Mustafa Koç, a.g.e., s. 59.

[9] Mustafa Koç, a.g.e., s. 67-68.

[10] Mustafa Koç, a.g.e., s. 79.

[11] Edmond Privat, Esperanto at a glance, New Jersey, 1908.

[12] Edmond Privat, a.g.e., s. 9-10.

17 Mart 2009 Salı

"Oryantal Batı" ve "Çocuksu Doğu"

John M. Hobson’un 2004 senesinde The Eastern Origins of Western Civilisation ismiyle  neşredilen eseri Batı Medeniyetinin Doğulu Kökenleri olarak Türkçe’ye tercüme edilip 2007 yılında yayınlandı. John M. Hobson’un büyük büyükbabası John Atkinson Hobson (1858-1940) kapitalizm, sosyalizm ve ekonomi üzerine yazdığı 50’yi aşan eseriyle tanınmış bir İngiliz ekonomisttir. 

Hobson’ın bu eserindeki amacı, “Avrupamerkezci” (Eurocentric) olarak adlandırdığı görüşü esaslı bir şekilde tenkid etmektir. Bu eleştirisinde Batı’yı ve Batı’nın dünya tasavvurunu ele almakta ve bunun nasıl şekillendiği, Batı gözünde dünyanın özellikle Doğu’nun ne anlam ifade ettiğini irdelemektedir.  

Yazar Eric Wolf’tan şu iktibası yaparak kitaba başlıyor: “Bize hem okulda hem dışarıda öğretilen şuydu: Batı diye bir oluşum var ve bu Batı diğer medeniyetler karşısında bağımsız bir toplum ve medeniyet olarak düşünülebilir. Batı’nın kendine has soyağacının, Antik Yunan, Roma, Hıristiyan Avrupa, Rönesans, Aydınlanma, Siyasi Demokrasi ve Sanayi Devrimi olduğudur…. Böylece tarih …, iyilerin (Batı) kötüleri (Doğu) nasıl yendiği hakkında bir hikaye olup çıkmıştır.”

Doğu ile Batı her zaman ayrı ve farklı oluşumlar olarak düşünülür. Özerk ve eski Batı’nın modern dünyanın oluşmasına önderlik ettiğine inanılır. Eski Batı’nın 1492 civarında dünyanın zirvesinde, eşsiz bilimsel akılcılığı ve demokratik/ilerlemeci özellikleri sayesinde ortaya çıktığına inanılır. Böyle bir bakış açısı,  Avrupa’nın  Doğu’yu ve Uzakdoğu’yu işgal ederken dünyayı bozulma ve acıdan kurtarıp modernitenin parlak ışığına ulaştırıldığı inancına sevk eder. Dünya tarihinin ilerlemeci hikayesi Batı’nın yükseliş ve zaferiyle birleştirilir. Bu geleneksel görüş “Avrupamerkezci” olarak isimlendirilir. Gerçekten Batı ilerlemeci dünya tarihinin (progressive world history) merkezini mi oluşturuyor?

"Doğu'nun geri kalmış, pasif ve çocuksu olduğunu, Batı'nınsa gelişmiş, hareketli ve otoriter olduğunu hayal etmek, Avrupalıları emperyalizme engaje etmek için hayati bir önem taşıyordu. Avrupalı elitler Doğu'nun emperyalizm ile medenileştirileceğine inanıyorlardı."

Yazar eserinde şu iddia üzerinde durmaktadır: (500 ilâ 1800 tarihleri arasında Batı’dan daha gelişmiş olan) Doğu, modern Batı medeniyetinin yükselişini mümkün kılan önemli bir rol oynamıştır. Kitabın görevi, Doğu’nun yazarın Oryantal Batı dediği oluşumun yükselmesine yol açan sayısız katkısının izlerini sürmek olarak tanımlanmaktadır. 

Kitap alternatif bir görüş ortaya koyarken, Avrupamerkezcilik görüşünün ortaya attığı her önemli iddiaya cevap vermeye çalışmaktadır. 

Yazara göre, Mercator’un dünya haritasında Avrupamerkezci çarpıtmaları görebiliriz. Bu harita projeksiyon metodu Gerardus Mercator (1512-1594) tarafından geliştirilmiştir. Güney yarımkürenin gerçek büyüklüğü kuzey yarımkürenin iki katıdır. Mercator’un haritasında Kuzey’in kara büyüklüğü haritanın üçte ikisini, Güney’in kara büyüklüğü ise üçte birlik kısmı kaplıyor. “evil mercator” olarak da adlandırılan bu projeksiyon tekniği, ülkelerin kapladıkları alanları bozma açısından en kötü tekniklerden biridir. Mesela, Grönland gerçek büyüklüğünün %554’ü, Kanada  %258’i, ABD %68’i haritada yer almaktadır. Alman tarihçi, yazar ve haritacı Arno Peters (1916-2002), 1970’lerin başlarında yaygın olarak kullanılan “Avrupamerkezci” Mercator harita projeksiyonuna karşı eşit alan harita projeksiyonunu geliştirdi. Peters şunları söylemektedir: “Bizim asrımızda, nisbeten yeni milletler üzerlerindeki koloni bağımlılıkları çıkardılar ve şimdi mücadele için eşit haklara sahipler. Gelişmiş devletler artık dünyanın merkezinde değiller, gerçek boyutlarına göre çiziliyorlar”. Peters, Mercator haritasında, 10.5 milyon kilometre karelik Avrupa 30.2 milyon kilometre karelik Afrika’dan daha büyük gözükmesine de dikkat çekmektedir.

Posterde, Afrika’nın kara büyüklüğünün Avrupa, Çin ve ABD’nin kara büyüklüğü toplamından fazla olduğu gösteriliyor (Deborah Smith Johnston ve Barbara Brown, Afrika Çalışmaları Merkezi, Boston Üniversitesi, 1998.).



2 Mart 2009 Pazartesi

"İslam’ın Tıp Bilimine Unutulmuş Katkıları"

İslam bilim tarihi araştırmaları son on yılda epey hız kazandı. Kütüphanelerin tozlu raflarındaki yazmalar gün ışığına çıkarılıyor ve farklı dillere tercüme edilerek araştırmacıların istifadesine sunuluyor. Bu eserler sayesinde elde edilen veriler şaşırtıcı sonuçlar doğuruyor. Özellikle Batı’daki rönesansın kaynağıyla ilgili önemli bilgiler sağlıyor.

Acaba tıp sahasında İslam medeniyetinin katkıları hangi seviyededir? Bu sorunun cevabını bulmak isteyenler Peter E. Pormann ve Emilie Savage-Smith’in 2007 senesinde neşredilen Medieval Islamic Medicine eserine müracaat edilebilirler. Konu hakkında kısaca fikir elde etmek için tercümesi sunulan Ingrid Hehmeyer* ve Aliya Khan** tarafından yazılmış “Islam’s Forgotten Contributions to Medical Science” (Canadian Medical Association (CMAJ), cild 176, sayı 10, s. 1467-1468, 2007) makalesine bakılabilir.  

İslam’ın Tıp Bilimine Unutulmuş Katkıları

Tıp bilgisinin tarihî seyri, insanlık tarihinin bazı eski yazmalarında izlenebilir. Ancak tıp bilimindeki ilerlemeler için İslam’ın yükselmesiyle verimli bir dönem ortaya çıkmaktadır. Batılı bilginlerin büyük bir kısmı İslam dünyasındaki hekimlerin tıp bilimine katkılarını küçümsemektedir. Ekseri görüşe göre, bu hekimler Yunan biliminin Rönesans bilginlerine taşıyıcılarıdır. Halbuki edinilen bilgiler aksini göstermektedir.

Mesela, 11.yüzyıl Irakta yaşamış bilim adamı İbnü’l-Heysem, Latince’de Alhazen, insan görmesi konusunda köklü bir anlayış geliştirdi. Antik Yunan’ın “gözlerden çıkan ve nesnelerin algılanmasını sağlayan optik tayf” görüşü, gözün bir optik enstrüman olduğu bilgisiyle değişti. İbnü’l-Heysem’in gözün detaylı anatomi tanımı, onun ışık ışınlarının farklı yoğunluktaki ortamlardan geçerken yansımasıyla açıklanan görüntü oluşumu teorisinin temelini oluşturmaktadır. İbnü’l-Heysem esas itibariyle yeni olan bu teoremini deneysel gözlemlerinden çıkardı [1]. Kitabü’l-Menâzir kitabı 12.yüzyılda Latince’ye tercüme edildi ve  17. yüzyıla kadar hem İslam dünyasında hem de Avrupa’da üzerindeki tetkikler devam etti [2].

13.yüzyıl Suriyeli hekim İbnü’l-Nefis insan bedenindeki kan dolaşımını tekrar ele aldı. Bu alanda yaygın kabul görmüş bilgiler, 1000 yıldan fazla zaman önce Yunan hekimler tarafından sağlanmıştı. Ancak, onları büyük bir hataya sevk eden şey, kanın vücuda pompalanmadan önce kalbin sağ karıncığından sol tarafına nasıl aktığıydı. Galen’e (2.yüzyıl) göre, kan sol karıncığa septum’daki  (organı kısımlara ayıran perde şeklinde ince bölme) görünmez kanallar sayesinde ulaşmaktaydı. Organı parçalara ayırıp yaptığı incelemeden elde ettiği delile dayanarak, İbnü’l-Nefis karıncık seprum’un sert, geçirgen olmayan yapısını tarif etti. İçinde kanalların olmadığına açıklık getirerek şu sonuca vardı: Sağ karıncıktaki kan ciğerler yoluyla sola taşınıyor olmalıdır [3, 4]. İbnü’l-Nefis’in akciğer dolaşımının tarifi insan anatomisini ve fizyolojisini anlamada bir devrimdi. Varolan bilgilerin değerlendirilmesi ve kendi gözlemlerine göre yanlış olan bilgilerin reddedilmesinin gerekli olduğunu gösterdiğinden, onun tıp çalışmalarına yaklaşımı zamanındaki bir bilim adamı için ibret vericiydi. Böylece Yunanlılardan miras kalan tıp bilgisini ilerletmiş oldu. 

10.yüzyıl Endülüs hekimi Ebû Kâsım ez-Zehravî şüphesiz zamanındaki cerrahlık teknolojisiyle sınırlanmıştı. Bilgisini ilerletmek amacıyla, cerrahî prosedürleri tanımladığı ve gerekli cerrahî aletlerin – bunların birkaçı kendi tarafından tasarlanmıştır- detaylı resimlerini deneyimlerine dayanan gözlemleri ve yorumlarıyla birlikte verdiği bir kitap yazdı. ez-Zehravî’ye cerrahlığı, hacamatçılara ve berberlere bırakılmış bir uygulama olacağı yerde, bilimsel tıbba entegre ettiğinden minnettarız [5, 6]. 

Abulcasis ve Albucasis olarak bilinen ez-Zehravî’nin çalışmaları ortaçağ ve modern Avrupa’nın ilk devirlerinde tıp biliminin ortaya çıkmasında derin etkileri vardır. Buna rağmen, asırlarca Arapça’dan Latince’ye tercümelerin kalitesi ve beraberindeki resimler memnun edici değildi. ez-Zehravî’nin eserlerinin Latince tercümelerindeki alet tasvirlerine bakıldığında onun aletlerinin yapısının tam anlaşılmadığı ortaya çıkıyor. 14. yüzyıldaki böyle yanlışlıklar gösteriyor ki Batı dünyası İslam dünyasının hekimlerinden çok şey öğrenmişlerdir. 

Kitabının girişinde ez-Zehravî, cerrahide iyi tatbikatın sağlam anatomi bilgisi gerektirdiğine işaret etmektedir [7]. Müslüman inancına mensup olduğunu da vurgulamaktadır. ez-Zehravî, bir çok meslektaşı gibi, anatomi tahsilini sadece mesleki ilerleme için bir zaruret değil, aynı zamanda Allah’ın yaratmasının hikmetini ve özellikle Allah’ın yarattıklarının en üstünü olan insanın mükemmelliğini anlamada bir araç olarak düşünmektedir [8]. Bu şekilde düşünme, en iyi olarak “Anatomi bilimi ile uğraşanın Allah’a inancı artar.” [9] diyen Avrupalıların Averroes diye bildikleri 12.yüzyıl Endülüs bilgini İbnü’r-Rüşd tarafından ifade edilmiştir. (Kâtip Çelebi Keşfü'z-Zunûn isimli eserinde Anatomi İlmi başlığında İbn Sadri'd-dîn'den şunları aktarmaktadır: " Bu ilim (Anatomi ilmi) canlının organlarının ayrıntılılarını, bunların dizilişinin niteliğini, bunlara yerleştirilen yaratılış mucizelerini ve kudretin belirtilerini bilmektir, bu sebepten denmiştir ki astronomiyi ve anatomiyi bilmeyen kişi, yüce Allah'ı tanımada yetersiz kalır".[10]) Fakat, insan bedeninin anatomik incelemesi, bedenin parçalanmasını gerektirdiğinden, tartışmaya açık bir konudur. Bazı bilginler, özellikle kimi din bilginleri, Allah’ın en şerefli mahlukunun tahrip edilmesinden dolayı bu uygulamaya karşı gözükmektedir. Diğer yandan tıbbî metinler, özellikler 12. ve 13. yüzyıla ait olanlar, hayvan ve insan teşrihine sıklıkla referans verir ve uygulamaların detaylı tasvirlerini içerir.      

İnsan bedeninin kesilmesinin ihtilaflı bir mesele oluşu bir yana, burada dikkate değer nokta, tartışmaya katılanların görüşlerini gizleme ihtiyacı hissetmemeleridir. Bu, İslam’ın ilk devirlerindeki entelektüel açık fikirliliğin sadece bir örneğidir. Yeni fikirlerin kabulü, 9.yüzyıldan itibaren Arapça’ya yapılan sistematik çeviriler aracılığıyla İslam topraklarına giren Galen’in yazmaları gibi İslam öncesi dünya mirasını içerdi. Benzer şekilde, Müslüman olmayan, özellikle Yahudi ve Hıristiyan bilim  adamları tarafından büyük gayretle çalışılan antik miras, bilimsel toplumda önemli rol oynadı. Açık ve inançlara saygılı atmosfer, insanları tartışmalarda söz almaya, fikirlerini paylaşmaya ve sorular sorarak ve delilleri araştırarak yeni bilgiler aramaya sevk etti.

* Ingrid Hehmeyer: Ryerson Üniversitesi, Tarih Bölümü, Bilim ve Teknoloji Tarihinde Yardımcı Doçent.
** Aliya Khan: McMaster Üniversitesi, Endokrinoloji ve Geriatri Bölümü Profesörü

Referanslar

1. Russell GA, The emergence of physiological optics, Editör R. Rashed, Encyclopedia of the history of Arabic science, vol. 2, London and New York: Routledge; 1996. s. 672-715. [s. 676, 686-99]

2. Editör R. Rashed, Geometrical optics, Encyclopedia of the history of Arabic science, vol. 2, London and New York: Routledge; 1996. s. 643-71. [s. 661] 

3. M. Ullmann, Islamic medicine (Islamic Surveys II),  Edinburgh: University Press; 1997. s. 68f.
4. Meyerhof M. Ibn an-Nafis und seine Theorie des Lungenkreislaufs. Quellen und Studien zur Geschichte der Naturwissenschaften und der Medizin 1935; Arapça metinde 4:37-88 ve 22 sayfalar [Arapça metinde 12f].

5. S. Hamarneh, Drawings and pharmacy in al-Zahrawi's 10th-century surgical treatise, United States National Museum Bulletin 1963;228:81-94. (Contributions from the Museum of History and Technology, Paper 22.) [s. 83-7]

6. M. Ullmann, Islamic medicine (Islamic Surveys II), Edinburgh: University Press; 1997. s. 44f.

7. Al-Zahrawi. Ed. ve Trc. Spink MS, Lewis GL, Albucasis on surgery and instruments(Publications of the Wellcome Institute of the History of Medicine, new series, XII), London: The Wellcome Institute of the History of Medicine; 1973. s. 2-5.

8. SH. Nasr, Islamic science - An illustrated study, Westerham, Kent (UK): World of Islam Festival Publishing Company; 1976. s. 162f.

9. Ibn Abi Usaybi‘a, Editör A. Müller, "Uyun el-enba’ fi tabakat el-etibba". Cairo ve Königsberg:  Selbstverlag; 1882-84, vol. 2. s. 77, satır 13-14 .

10. Kâtip Çelebi, Keşfü'z-Zunûn an Esâmi'l-Kütübi ve'l-Fünûn, Trc. Rüştü Balcı, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, 2007, Cild-1, s. 363.

22 Şubat 2009 Pazar

Bibliyografya

Sitede yayınlanan araştırmalara ve tercümelere kaynak teşkil eden eserlerin listesi (eserler sitedeki kullanım tarihine göre sıralanmıştır):

Türkçe & Arapça:
  1. Abdi'l Latifi'z Zebidi, Sahih-i Buhari Muhtasarı, Tecrid-i Sarih tercemesi ve şerhi, Ankara, 1984.
  2. Fuat Sezgin, İslâm'da Bilim ve Teknik, Trc. Abdurrahman Aliy, Haz. Hayri Kaplan ve Abdurrahman Aliy, Ankara, 2007.
  3. Bedî'ûz-Zamân Ebû'l-'İzz İsmâ'il bin er-Razzâz el-Cezerî, El-câmi' beyne'l-'ilm ve'l-'amel en-nâfi' fî es-sınaâ'ti'l-hiyel (Olağanüstü Araç Yapımı Üzerine Bilim ve Teknik Arasında Yararlı bir Telif), Trc. Sevim Tekeli, Melek Dosay, Yavuz Unat, Türk Tarih Kurumu, Ankara, 2002.
  4. Abdürreşid İbrahim, Âlem-i İslâm ve Japonya'da İslâmiyet'in yayılması, İstanbul, 2003.
  5. Abdulaziz bin Şah Veliyullah, Büstânu'l-Muhaddisîn, Trc. Ali Osman Koçkuzu, Ankara, 1997.
  6. Ekrem Buğra Ekinci, İslam Hukuku Tarihi, İstanbul, 2006.
  7. Abdülzâde Muhammed Tâhir ve Serkiz Urpîlyân, Mahzen-ül-Ulûm, İstanbul,1998.
  8. Thomas Walker Arnold, The preaching of Islam : a history of the propagation of the Muslim faith (İntişar-ı İslâm Tarihi), Trc. Hasan Gündüzler, Ankara, 1971.
  9. Yves Lacoste, Ibn Khaldoun: Naissance de l'histoire, passe du Tiers monde (Tarih Biliminin Doğuşu: İbni Haldun), Trc. Mehmet Sert, İstanbul, 2002.
  10. Leyla Açba, Bir Çerkes Prensesinin Harem Hatıraları, Haz. Harun Açba, İstanbul, 2004.
  11. Arnold Joseph Toynbee, The world and the West (Dünya, Batı ve İslam), Trc. Abdullah Zerrar, İstabul, 2002.
  12. Fuat Sezgin, İslam Kültür Dünyasının Bilimler Tarihindeki Yeri, Ankara, 2004.
  13. Max Meyerhof, İslâm Medeniyeti Tarihinde Fen ve Tıp, Trc. Ömer Rıza, Asarı İlmiye Kütüphanesi, 1935.
  14. Jack Goody, Islam in Europe (Avrupa'da İslâm Damgası), Trc. Şahabettin Yalçın, İstanbul, 2005.
  15. Ahmed Cevdet Paşa, Tarih-i Cevdet, Üçdal Neşriyat, İstanbul, 1993.
  16. Josep Fontana, Europa ante el espejo (Çarpıtılmış Geçmişe Ayna: Avrupa'nın Yeniden Yorumlanması), Trc. Nurettin Elhüseyni, İstanbul, 2003.
  17. Mustafa es-Sıbâ'î, Müsteşrikler ve Hedefleri, Trc. Kemal Çobanbeyli, İstanbul, 1971.
  18. Mustafa es-Sıbâ'î, El-istişrak ve'l-müsteşrikun :ma lehum ve ma aleyhum (Oryantalizm ve oryantalistler : yararları, zararları), Trc. Mücteba Uğur, İstanbul, 1993.
  19. Otto Spies, Orientalische Kultureinflusse im Abendland (Doğu kültürünün Avrupa üzerindeki tesirleri), Trc. Neşet Ersoy, Ankara, 1974.
  20. Zeki Tez, Bilim ve Teknikte Ortaçağ Müslümanları, Ankara, 2001
  21. Pascal Acot, L'histoire des sciences (Bilim Tarihi), Trc. Nermin Acar, Ankara, 2005.
  22. [VCD] Latince'ye Çevrilen İslam Bilimsel Eserleri, İstanbul, 2002.
  23. Stefanos Yerasimos, Sultan sofraları : 15. ve 16. yüzyılda Osmanlı Saray mutfağı, İstanbul, 2002.
  24. Cengiz Özakıncı, İslam'da bilimin yükselişi ve çöküşü, 827-1107 : çoktanrıcılıkta, Yahudilikte, Hıristiyanlıkta gericilik ve Müslümanlıkta irticanın tarihsel kökenleri, İstanbul, 2004.
  25. Ahmed Çelebi, İslâmda Eğitim ve Öğretim Tarihi, Trc. Ali Yardım, İstanbul, 1983.
  26. Ramazan Balcı, Ebu Hureyre : Hayatı ve Şahsiyeti, İstanbul, 2003.
  27. Muhammed Hüseyin, El-islam ve'l Hadaratü'l-Garbiyye (Modernizmin İslam Dünyasına Girişi), Trc. Sezai Özel, İstanbul, 2004.
  28. Ekmeleddin İhsanoğlu, Başhoca İshak Efendi : Türkiye'de modern bilimin öncüsü = Chief Instructor Ishak Efendi : pioneer of modern science in Turkey, Ankara, 1989.
  29. Faik Reşit Unat, Başhoca İshak Efendi, Ankara, 1964.
  30. Ekrem Buğra Ekinci, Ateş İstidası, İstanbul, 2001.
  31. Mehmed Mansur, İskenderiye Kütüphanesini Müslümanlar mı Yaktı?, Sad. Fahri Unan, Ankara, 1995.
  32. Charles Seignobos, Essai D'une Histoire Comparée Des Peuples De L'europe (Avrupa Milletlerinin Mukayeseli Tarihi), Trc. Samih Tiryakioğlu, İstanbul, 1960.
  33. Giambatista Toderin, İbrahim Müteferrika Matbaası ve Türk Matbaacılığı, Trc. Rikkat Kunt, Haz. Şevket Rado, İstanbul, 1990.
  34. Cevat İzgi, Osmanlı medreselerinde ilim, İstanbul, 1997.
  35. Kazım Çeçen, Hüseyin Tevfik Paşa ve “Linear Algebra”, İstanbul, 1988.
  36. Erdal İnönü ve Osman Bahadır, Türkiye’de Temel Bilimlerde İlk Araştırmacılar, İstanbul, 2007.
  37. Kâtip Çelebi, Keşfü'z-Zunûn an Esâmi'l-Kütübi ve'l-Fünûn (Kitapların ve İlimlerin İsimlerinden Şüphelerin Giderilmesi), Trc. Rüştü Balcı, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, 2007.
  38. John M. Hobson, The Eastern Origins of Western Civilisation (Batı Medeniyetinin Doğulu Kökenleri), Trc. Esra Ermert, İstanbul, 2007.
  39. Mustafa Koç, Bâleybelen: İlk Yapma dil, İstanbul, 2005.
  40. Ahmet Şimşirgil ve Ekrem Buğra Ekinci, Ahmed Cevdet Paşa ve Mecelle, İstanbul, 2008.
  41. Esad Feyzi, Röntgen Şu’â’âtı ve Tatbikat-ı Tıbbiye ve Cerrahiyesi, Ed. Aytekin Besim, Haz. Metin Ünsal ve Bekir Koç, Ankara, 2006.
  42. Jacques Le Goff, Les Intellectuels au moyen âge (Ortaçağda Entelektüeller), Trc. Mehmet Ali Kılıçbay, İstanbul, 2006.
  43. A. Zeki Velidî Togan, Tarihte Usûl, İstanbul, 1981.
  44. Kasım Şulul, Kâfiyeci'de Tarih Usûlü, İstanbul, 2003.
  45. Leon Ernest Halkin, Elements de critique historique (Tarih Tenkidinin Unsurları), Trc. Bahaeddin Yediyıldız, Ankara, 1989.
  46. Robert B. Downs, Books that changed the World (Dünyayı Değiştiren Kitaplar), Trc. Erol Güngör, İstanbul, 2008.
  47. Ekmeleddin İhsanoğlu, Osmanlılar ve Bilim, İstanbul, 2003.
  48. Cemil Meriç, Sosyoloji Notları ve Konferanslar, Haz. Ümit Meriç Yazan, İstanbul, 1993.
  49. William H. McNeill, A World History (Dünya Tarihi), Trc. Alâeddin Şenel, Ankara, 2008.
  50. Betül Çotuksöken ve Saffet Babür, Metinlerle Ortaçağda Felsefe, İstanbul, 2000.
  51. Esiru'd-din el-Ebherî, İsagoci Tercümesi ve Mantık Terimleri Sözlüğü, Trc. ve Haz. Talha Alp, İstanbul, 2007.
  52. Gazâlî, El-Munkızu min-ad-dalâl, Trc. Hilmi Güngör, Ankara, 1960.
  53. Gazâlî, Tehâfütü’l-felâsife (Filozofların Tutarsızlığı), Nşr. ve Trc. Mahmut Kaya, Hüseyin Sarıoğlu, İstanbul, 2009.
  54. Sadeddin Taftazânî, Şerhu'l-Akâid, Trc. ve İzh. Talha Hakan Alp, İstanbul, 2008.
  55. İbn Haldun, Mukaddime Osmanlı Tercümesi, Trc. Pîrîzâde Mehmed Sâhib ve Ahmed Cevdet Paşa, Haz. Yavuz Yıldırım, Sami Erdem, Halit Özkan, Cüneyt Kaya, İstanbul, 2008.
  56. Gazâlî, İhyâu 'ulûmi'd-dîn, Trc. Ahmed Serdaroğlu, İstanbul, 1974.
  57. Baykan Sezer, Sosyolojinin Ana Başlıkları, İstanbul, 1985.
  58. Mehmed Sâdık Rıf’at Paşa, Risâle-i Ahlâk, Haz. Isak Jerusalmi, Cincinnati, 1990.
  59. Ertuğrul Düzdağ, Şeyhülislâm Ebussuûd Efendi Fetvaları Işığında 16. Asır Türk Hayatı, İstanbul,1983.
  60. Şemseddin Günaltay, İslâm Tarihinin Kaynakları: Tarih ve Müverrihler, Haz. Yüksel Kanar, İstanbul, 1991.
  61. Baykan Sezer, Batı Dünya Egemenliği ve Endüstri Devrimi, Ankara, 1997.
  62. Jonathan M. Bloom, Paper before print: The history and impact of paper in the Islamic World (Kağıda işlenen uygarlık: Kağıdın tarihi ve İslam Dünyasına etkisi), Trc. Zülal Kılıç, İstanbul, 2003.
  63. İsmail Cem, Türkiye'de geri kalmışlığın tarihi, İstanbul, 1970.
  64. Bertrand Arthur William Russell, Religion and Science (Bilim ve Din), Trc. Hilmi Yavuz, İstanbul, 1972.
  65. Elmalılı M. Hamdi Yazır, Makaleler I, Haz. Cüneyd Köksal, Murat Kaya, İstanbul, 1997.
  66. Ahmed Farukî Serhendî, Mektûbât Tercümesi, Trc. Hüseyin Hilmi Işık, İstanbul, 2001.
  67. Muhammed Rebhâmî, Riyâd’ün–Nâsıhîn, Trc. A. Faruk Meyan, İstanbul, 1980.
  68. Rüştü Raşid, Klasik Avrupalı Modernitenin İcadı ve İslam'da Bilim, Ed. Bekir S. Gür, Ankara, 2005.
  69. Nişancızâde Muhammed bin Ahmed, Mir'at-ı Kâinât, Osmanlıca'dan Sad. A Farûk Meyân, İstanbul, 1987.
  70. Taşköprülüzâde Ahmed Efendi, Mevduat’ül-Ulûm, Arapça'dan Osmanlıca'ya Trc. Kemaleddin Mahmud Efendi, Osmanlıca'dan Sad. Mümin Çevik, İstanbul, 1966.
  71. Yazıcıoğlu Ahmed Bîcan, Dürr-i Meknûn (İnceleme, Çeviriyazı, Dizin, Tıpkıbasım), Haz. Ahmet Demirtaş, İstanbul, 2009.
  72. Nev’î Efendi, Netâyicü’l-Fünûn (İlimlerin Özü), Haz. Ömer Tolgay, İstanbul, 1995.
  73. Paul Janet, Gabrielles Seailles, Tahlil-i Tarih-i Felsefe: Metâlib ve Mezâhib, Metafizik ve İlahiyat, Trc. Elmalılı Hamdi Yazır, Haz. Muhtar Yazır ve Ayhan Yalçın, İstanbul, 1978.
  74. Şehristanî, el-Milel ve'n-Nihal (Dinler, Mezhepler ve Felsefî Sistemler Tarihi), Trc. Mustafa Öz, İstanbul, 2008.
  75. The misuses of history (Tarihin kötüye kullanımı) : "tarihi kötüye kullanma biçimleriyle yüzleşmek" sempozyumu Oslo, Norveç/28-30 Haziran 1999, Açılış konuşması Georg Iggers,  Genel rapor  Laurent Wirth,  Trc. Nurettin Elhüseyni,  İstanbul, 2003.
  76. Jack Goody, Capitalism and Modernity: The Great Debate (Kapitalizm ve Modernlik: Büyük Tartışma), Trc.İhsan Durdu, İstanbul, 2008.
  77. Baykan Sezer, Doğu-Batı İlişkileri Açısından Batı Tarımı, İstanbul, 1990.
  78. Abdülkâhir el-Cürcânî, Delâilü'l-İ'câz (Sözdizimi ve Anlambilim), Trc. Osman Güman, İstanbul, 2008.
  79. İmam Gazali, el-Mustasfâ min 'ilmi'l-usûl (İslam Hukukunda Deliller ve Yorum Metodolojisi), Trc. Yunus Apaydın, Kayseri, 1994.
  80. Muhammed Âbid el-Câbirî, Bünyetü'l-Akli'l-Arabî (Arap-İslâm Kültürünün Akıl Yapısı - Arap-İslam Kültüründeki Bilgi Sistemlerinin Eleştirel Bir Analizi), Trc. Hasan Hacak, Ekrem Demirli, Burhan Köroğlu, İstanbul, 2000.
  81. Michel Foucault, Les Mots et les Choses: Une Archeologie des Sciences Humaines (Kelimeler ve Şeyler: İnsan Bilimlerinin Bir Arkeolojisi), Trc. Mehmet Ali Kılıçbay, Ankara, 2001.
  82. Mehmet Reşit Özbalıkçı, Kur'ân ve Hadîs'in Arap Gramerindeki Rolü, İzmir, 2006.
  83. George Makdisi, The Rise of Humanism in Classical Islam and the Christian West (İslâm'ın Klasik  Çağında ve Hıristiyan  Batı'da Beşerî Bilimler), Trc. H. Tuncay Başoğlu, İstanbul, 2009.
  84. Ayhan Tekineş, Geleneğin Altın Zinciri, İstanbul, 2006.
  85. Recep Şentürk, Narrative Social Structure (Toplumsal Hafıza: Hadis Rivayet Ağı 610-1505), Trc. M. Fatih Serenli, İstanbul, 2004.
  86. Charles E. Butterworth, Blake Andree Kessel (Editörler), The Introduction of Arabic Philosophy into Europe (İslâm Felsefesinin Avrupa'ya Girişi), Trc. Ömer Mahir Alper ve Ayşe Meral, İstanbul, 2001.
  87. Peter Adamson, Richard C. Taylor (Editörler), The Cambridge Companion to Arabic Philosophy (İslam Felsefesine Giriş), Trc. M. Cüneyt Kaya, İstanbul, 2007.
  88. Sevim Tekeli, 16'ıncı Asırda Osmanlılarda Saat ve Takiyüddin'in "Mekanik Saat Konstrüksüyonuna Dair En Parlak Yıldızlar" Adlı Eseri, Ankara, 1966.
  89. Bernard Lewis, The Emergence of Modern Turkey (Modern Türkiye'nin Doğuşu), 3. Baskıdan Trc. B. Babür Turna, Ankara, 2008.
  90. Stephen F. Barker, Philosophy of Mathematics (Matematik Felsefesi), Trc. Yücel Dursun, Ankara, 2003.
  91. Ali Rıza Tosun, Hüseyin Rıfkı Tâmânî ve Elementler Çevirisi, Ankara, 2010.
  92. Mehmed Zihnî, Elğâz-ı Fıkhiyye, İstanbul, 1309.
  93. Mehmed Zihnî, Fıkıh Bilmeceleri, Sad. İbrahim Halil Can, İstanbul, 1978.
  94. Muallim Vecî, Bursalı Tâhir Bey, Matbaa-i Orhaniye, 1334.
  95. İsmail Kara, İlim Bilmez Tarih Hatırlamaz – Şerh ve Haşiye Meselesine Dair Birkaç Not, İstanbul, 2011.
  96. Julia Pardoe, Sultanlar Şehri İstanbul, Terc. M. Banu Büyükkal, İstanbul, 2010.
  97. Osmanlı Devleti'nin İlk İstatistik Yıllığı 1897, Tarihi İstatistikler Serisi Cilt 5, Haz. Tevfik Güran, Ankara, 1997. 
  98. Muhammed Âbid el-Câbirî, Arap-İslâm Aklının Oluşumu, Terc. İbrahim Akbaba, İstanbul, 2001.
  99. Ebu’l-Leys Semerkandî, Tefsîru’l-Kur’ân, Trc. Ebu’l-Fadl Musa el-İznikî, Sad. Mehmet Karadeniz, 6 Cild, İstanbul, 2007. 
  100. Birgivî, Tekmile-i Terceme-i Tarîkat-i Muhammediyye, Trc. Vedâdî, İstanbul, 1256/1840. 
  101. Ekrem Buğra Ekinci, Osmanlı Hukuku - Adalet ve Mülk, 2. baskı, İstanbul, 2012.
  102. İbrahim Halebî, Mülteka Tercemesi, Trc. Mevkûfâtî Mehmed Efendi, Dersaadet, 1312.
  103. Oral Sander, Ankan’nın Yükselişi ve Düşüşü - Osmanlı Diplomasi Tarihi Üzerine Bir Deneme, Ankara, 1987.
  104. Huriye Martı, Birgivî Mehmed Efendi, 2. bs., Ankara:Türk Diyanet Vakfı, 2011.
  105. Birgivî, Tarîkat-ı Muhammediyye ve Sîret-i Ahmediyye, thk. Muhammed Hüsnî Mustafa, trc. Mehmet Fatih Güneş, İstanbul: Kalem Yayınevi, 2006.
  106. Gazalî, İslâm'da Müsamaha (Faysalü't-Tefrika Beyne'l-İslam ve'z-Zendeka), trc. Süleyman Uludağ, İstanbul: Dergâh, 2013.
  107. Mahmud Esad Seydişehrî, Kamer, Vilayet Matbaası, İzmir, 1311.
  108. Tahtâvî, Tercemetü't-Tahtâvî, trc. ve izah Seyyid Abdülhamid en-Nakşibendî el-Halidî, 8 cild.
  109. Ekrem Buğra Ekinci, Osmanlı Hukuku - Adalet ve Mülk, 3. bs., İstanbul, 2014.
  110. İsmail Latif Hacınebioğlu, Hülya Altunya, Yunus Emre Akbay ve  Saliha Keleş (Editörler), Mantık Araştırmaları I, Isparta, 2013.
  111. Sadri Maksudi, İkinci Sene Hukuk Tarihi Dersleri, 1926-1927 sene-i tedrisiyesinde takrir edilen ders notları, Ankara Hukuk Mektebi.
  112. Giambatista Toderini, Türklerin Yazılı Kültürü, Fransızcadan trc. Ali Berktay, İstanbul: Yapı Kredi Yayınları, 2012.
  113. Kemal Paşa-zâde, Tehâfüt hâşiyesi, Trc. Ahmet Arslan, Ankara : Kültür ve Turizm Bakanlığı, 1987.
  114. Ömer Hilmi Efendi, İthâfu'l-Ahlâf fî Ahkâmi'l-Evkâf, İstanbul: Matbaa-ı Âmire, 1307.
  115. Ekrem Buğra Ekinci, Sultan Abdülhamid'in Son Zevcesi Behice Sultan'la Altı Ay, İstanbul, 2017.
  116. Muhammad ibn Muhammad Hasan Zâfir, en-Nûru's-Sâtıʻ ve'l-Burhânü'l-Kâtıʻ,  İstanbul: el-Matbaatü'l-Behiyyetü'l-Osmaniyye, 1301.
  117. Sadri Maksudi Arsal, Hukukun Umumî Esasları - Hukukun Pozitif Felsefesi, Ankara, 1937.
  118. Şehristânî, Terceme-i Milel ve Nihâl, Trc: Nuh bin Mustafa, İstanbul: Tabʾhane-i Âmire, 1279.
  119. Muhammed Zâhid el-Kevserî, Makâlâtü'l-Kevserî, Kahire: Matbaatü'l-Envâr, 1373.
  120. Allâme İbn Âbidîn, Reddü'l-Muhtar, Derse'âdet: Matbaatü Osmaniyye, 1324.
  121. İmam Ebu Hanife, el-Fıkhu'l-Ebsat - Rivâyetü Ebi Muti (el-Âlim ve'l-Müteallim içinde), tahkik: Muhammed Zâhid el-Kevserî, 1368.
  122. Kemalpaşazâde, Risaletü'l-Münîre, İstanbul: Matbaatü Cemal Efendi, 1308.
  123. Salih Zeki, Kâmûs-ı Riyâziyyât, musahhih: Tevfik Paşa, Karabet Matbaası: İstanbul, 1315.
  124. İmam-ı A‘zam, Terceme-i Vasiyyetnâme-i İmam-ı A‘zam, tercüme-şerh İbrahim Nureddin el-Kastamonî, İstanbul: Dârü't-Tıbâati'l-Âmire, 1264/1848.
  125. Bursalı Mehmed Tahir, Osmanlı Müellifleri, İstanbul: Matbaa-i Âmire, 1333.
  126. Süleyman Sırrı, Îzâhu’l-Hidâye, Derse’âdet: Hukuk Matbaası, 1330.
  127. Bereketzâde İsmail Hakkı, Necâib-i Kur'aniyye, Tevsî-i Tıbâ'at Matbaası, 1331.
  128. Julia Pardoe, Sultanlar Şehri İstanbul, Trc. M. Banu Büyükkal, İstanbul, 2010.

İngilizce:
  1. George Saliba, Islamic Science and the Making of the European Renaissance, Cambridge, 2007.
  2. Robert G. Morrison, Islam and Science : the Intellectual Career of Nīzām al-Dīn al-Nīsābūrī, New York, 2007.
  3. L. Hodgkin, A History of Mathematics From Mesopotamia to Modernity, Oxford, 2005
  4. Haim Gerber, State, Society, and Law in Islam : Ottoman Law in Comparative Perspective, New York, 1994.
  5. Mustafa el-Abbadi, The Life and Fate of the Ancient Library of Alexandria, Paris, 1990.
  6. Mustafa el-Abbadi ve Omnia Mounir Fathallah, What Happened to the Ancient Library of Alexandria?, Boston, 2008.
  7. Farhad Daftary, Mediaeval Isma'ili History and Thought, Cambridge University Press, 2001.
  8. Victor Katz, The Mathematics of Egypt, Mesopotamia, China, India, and Islam : a sourcebook, Princeton, 2007.
  9. Edmond Privat, Esperanto at a glance, New Jersey, 1908.
  10. E.S. Kennedy, A Survey of Islamic Astronomical Tables, 1956.
  11. William H. McNeill, A World History, 1967.
  12. Rebecca Knuth, Burning books and leveling libraries : extremist violence and cultural destruction, 2006.
  13. Charles McLean Andrews, The colonial background of the American Revolution: four essays in American colonial history, 1961.
  14. William Hook Morley, A descriptive catalogue of the historical manuscripts in the Arabic and Persian languages: preserved in the library of the Royal Asiatic Society of Great Britain and Ireland, John W. Parker  Son, 1854.
  15. Elisabeth Leedham-Green, Teresa Webber, The Cambridge History of Libraries in Britain and Ireland, Cambridge, 2006.
  16. Charles Seignobos, History of Medieval and of Modern Civilization to the End of the Seventeeth Century, Trc. James Alton James, New York, 1909.
  17. Yaacov Lev, Saladin in Egypt, Hollanda, 1999.
  18. John William Draper, History of the Intellectual Development of Europe, New York, 1876, cild II.
  19. Dubio Felix, Timbuctoo-The Mysterious, Fransızcadan İngilizceye terc. Diana White, 1896.
  20. Y. G.-M. Lulat, A history of African higher education from antiquity to the present: a critical synthesis, 2005.
  21. Ira Marvin Lapidus, A History of Islamic Societies, 2002.
  22. Leo Africanus, The history and description of Africa: and of the notable things, Trc. John Pory, Haz. Robert Brown, Hakluyt Society, London, 1896.
  23. John O. Hunwick, West Africa, Islam, and the Arab world: studies in honor of Basil Davidson, Princeton, 2006.
  24. William Makepeace Thacke, The works of William Makepeace Thacke, Kensington Edition, Volume XXX, New York, 1904.
  25. David Brewster, Memoirs of The Life, Writings, and Discoveries of Sir Isaac Newton, Volume I, Edinburgh, 1860.
  26. Ludwig Wittgenstein, Tractatus Logico Philosophicus, Almancadan İngilizceye trc. D.F. Pears ve B.F. McGuinnes, New York, 1963.
  27. Richard G. Hovannisian,Georges Sabagh, Religion and Culture in  Medieval Islam, Cambridge, 1999.
  28. Samuel S. Cox,  Diversions of a Diplomat in Turkey, New York, 1893.
  29. John Stuart Mill, Inaugural address : delivered to the University of St. Andrews, Feb. 1st 1867, London, 1867.
  30. Charles Burnett, The Introduction of Arabic Learning into England, London, 1997.
  31. George Saliba, Rethinking the Roots of Modern Science: Arabic Scientific Manuscripts in European Libraries, Occasional Paper, Center for Contemporary Arabic Studies, Georgetown University, 1999.
  32. Robert Brown, Philosophy of Mathematics: A Contemporary Introduction to the World of Proofs and Pictures, New York, 2008.
  33. Miss Pardoe, The City of the Sultan, and Domestic Manners of the Turks: With a Steam Voyage Up the Danube, Fourth edition, London, 1854. 
  34. James Lewis Farley, Turks and Christians: A Solution of the Eastern Question, London, 1876. 
  35. Khaled El-Rouayheb, Rational Syllogisms and the History of Arabic Logic, 900-1900, Boston, MA, USA: Brill Academic Publishers, 2010.
  36. C. G. Weeramantry, Islamic Jurisprudence: An International Perspective, MacMillan Press: Hong Kong, 1988.
  37. Miss Pardoe, The City of the Sultan, and Domestic Manners of the Turks: With a Steam Voyage Up the Danube, London, 1837.

Makalelerin listesi:
  1. Ahmad Y. al-Hassan, “Taqi al-Din and the First Steam Turbine”, http://www.history-science-technology.com/Notes/Notes 1.htm
  2. Yavuz Unat, “Türk Teknoloji Tarihinden İki Örnek: Cezerî ve Takiyüddîn”, I. Türk Bilim ve Teknoloji Tarihi Kongresi, 2001.
  3. Atilla Bir ve Mustafa Kaçar, “İslam Medeniye’tinde Hiyel Geleneği ve Takiyüddin Rasıd’ın Et-Turuku’s-senniyye Fî Alâtu’r-rûhaniyye Adlı Eseri”, Bilim ve Sanat Vakfı.
  4. Otto Spies, “Doğu Kültürünün Avrupa Üzerindeki Tesirleri”, ATO Dergisi, sayı 6 (İlave), 1974.
  5. “Fuat Sezgin ile "Bilim Tarihi" Üzerine”, Türkiye Araştırmaları Literatür Dergisi, cild 2, sayı 4, 2004.
  6. Richard L. Chambers, “The Education of a Nineteenth-Century Ottoman Alim, Ahmed Cevdet Pasa”, International Journal of Middle East Studies, vol. 4, no. 4, 1973.
  7. Ahmed Yusuf Hassan, “Factors Behind The Decline of Islamic Science After The Sixteenth Century”, The Epilogue to Science and Technology in Islam, UNESCO, 2001.
  8. Ibrahim A. Al-Kadit, “Origins of Cryptology: The Arab Contributions”, Cryptologia, cild 16, sayı 2, 1992.
  9. “Islamic tiles reveal sophisticated maths”, Nature, 22 Şubat 2007.
  10. Ruth Stellhorn Mackensen, “Background of the History of Moslem Libraries,” The American Journal of Semitic Languages and Literatures, vol. 51, no. 2, 1935.
  11. Bülent Aksoy, “Rahip Toderini ve Eseri Üstüne”, Tarih ve Toplum, sayı 45, 1987.
  12. M. Yadegari, “The Use of Mathematical Induction by Abû Kâmil Shujâ' Ibn Aslam (850-930)”, Isis, vol. 69, no. 2, 1978.
  13. IMAGE – The Bulletin of the International Linear Algebra Society, sayı 16, 1996.
  14. Gert Schubring, “Huseyin Tevfik Pasha – The Inventor of Linear Algebra ”, Osmanlı Bilimi Araştırmaları, cild 8, sayı 2, 2007.
  15. Ingrid Hehmeyer ve Aliya Khan, “Islam’s Forgotten Contributions to Medical Science”, Canadian Medical Association (CMAJ), vol. 176, no. 10, 2007.
  16. Ahmet Zeki İzgöer, “Ahmed Cevdet Paşa’ya Ait Bazı Tıp Belgeleri”, Yeni Tıp Tarihi Araştırmaları, cild IV, 1998.
  17. Nuran Yıldırım, “Röntgenin Keşfinden Sonra X Işınlarının İstanbul'a Yansıması ve İlk Uygulamalar”, Toplumsal Tarih, Mart 2008.
  18. Yeşim Işıl Ulman, Gerry Livadas ve Nuran Yıldırım, “The pioneering steps of radiology in Turkey (1896–1923)”, European Journal of Radiology, no. 55, 2005.
  19. İhsan Fazlıoğlu, “Euclides Geometrisi ve Kelâm”, Türkiye I. İslâm Düşüncesi Sempozyumu, 1996.
  20. Melâhat Özgü, “Goethe ve Hâfız”, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, sayı 4, 1952.
  21. David A. King, Review, Isis, vol. 92, no. 2, 2001.
  22. Feza Günergun, “İstanbul Üniversitesi’nde Bilim Tarihi’nin Kurumsallaşması: Araştırmalar ve Eğitim Programları (1984-2004)”, Türkiye Araştırmaları Literatür Dergisi, cilt 2, sayı 4, 2004.
  23. Ribhi Mustafa ElAyyan, “The History of the Arabic-Islamic Libraries: 7th to 14th Centuries”, International Library Review, vol. 22, no. 2, 1990.
  24.  Ali Emîrî Efendi, “Âmid şehrinde vaktiyle bir milyon kırk bin cild kitabı havî cesîm bir kütübhane”, Âmid-i Sevdâ, sayı 3, 1324.
  25. Tor A. Benjaminsen and Gunnvor Berge, “Myths of Timbuktu : From African El Dorado to Desertification”, International Journal of Political Economy, Volume 34, Number 1, p. 31 - 59, 2004.
  26. John O. Hunwick, “Timbuktu: a bibliography”, Sudanic Africa, vol.12, pp. 115-129 , 2001.
  27. Robin Hallett, “The European approach to the interior of Africa in the eighteenth century”, The Journal of African History, vol. 4, no.2, pp. 191-206, 1963.
  28. William Sinclair, “The African Association of 1788”, Journal of the Royal African Society, vol. 1, no. 1, pp. 145-149, 1901.
  29. Tahsin Görgün, “Osmanlı Düşüncesi Nasıl Anlaşılabilir? - Osmanlı Düşüncesi'nin Araştırılmasında Karşılaşılan Bazı Zorluklar Üzerine”, Türklük Araştırmaları Dergisi, sayı: 13-14, s. 29-46, İstanbul, 2003.
  30. D. S. Margoliouth, “The Discussion between Abu Bishr Matta and Abu Sa'id al-Sirafi on the Merits of Logic and Grammar”, Journal of the Royal Asiatic Society of Great Britain and Ireland, s. 79-129, 1905.
  31. İbrahim Usta, "Arap Literatüründe Luğaz/Elğâz Kültürü", Journal of Academic Social Science Studies, vol. 2, no. 1, pp. 89-99, 2009.
  32. Âdem Ceyhan, "Biyografi ve Bibliyografya Âlimi Bursalı Mehmed Tâhir Bey'in Eserleri", Celal Bayar Üniversitesi Sosyal Bilimler, cild 8, sayı 2, s.1-16, 2010.
  33. Musâ Kâzım, "Kelam Kitaplarının Asrın İhtiyaçlarına Göre Düzeltilmesi ve Yazımı, Müslümanlar Arasındaki Farklı Mezheplerin Birleştirilmesi, Medreselerdeki Eğitim Öğretimin Islahı", Yazan. Eşref Edip, Sad. Hulusi Arslan, Hikmet Yurdu, Cild 3, Sayı 5 , s. 393-407, Ocak-Haziran 2010.
  34. Ramazan Boyacıoğlu, "Beyanü'l-Hak'ta Ulema, Siyaset ve Medrese", Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, Cild 2, Sayı 1, 1998.
  35. "Wael B. Hallaq ile İslam Hukuku ve İslamî İlimler Üzerine Bir Söyleşi", Haz. F. Betül Güney Altıntaş, İslam Hukuku Araştırmaları Dergisi, sayı 18, s. 143-155, 2011. 
  36. Robert Wisnovsky, “The Nature and Scope of Arabic Philosophical Commentary in Post-Classical (CA. 1100–1900 AD) Islamic Intellectual Hıstory: Some Preliminary Observations”, Bulletin of the Institute of Classical Studies, vol. 47, pp.149-191, 2004.
  37. Halil İnalcık, “Türkiye ve Avrupa: Dün ve Bugün”, Doğu Batı, Yıl 1, Sayı 2, 1998.
  38. Fahri Unan, “Dinde Tasfiyecilik Yahut Osmanlı Sünnîliğine Sünnî Muhâlefet: Birgivî Mehmed Efendi”, Türk Yurdu, X/36, 1990, s. 33-42.
  39. Ekrem Buğra Ekinci, “Osmanlı Hukukunda Kardeş Katli Meselesi”, Prof. Dr. Fikret Eren’e Armağan içinde, Ankara: Yetkin, 2006, s. 1105-1117. 
  40. Murtaza Köse, "Osmanlı Son Dönem Hukukçularından Seydişehirli Mahmut Esad'ın Hayatı, Eserleri ve İlmî Kişiliği", İslam Hukuku Araştırmaları Dergisi, sayı 2, s. 207-217, 2003. 
  41. Ekrem Buğra Ekinci, “Osmanlı Hukukunda Kardeş Katli Meselesi”, Prof. Dr. Fikret Eren’e Armağan içinde, Ankara: Yetkin, 2006, s. 1105-1117.
  42. Christopher Melchert, "Haim Gerber, State, Society, and Law in Islam: Ottoman Law in Comparative Perspective", The American Historical Review, Vol. 101, No. 4 (Oct., 1996), pp. 1256-1257.
  43. M. H. Hoeflich, "Law & Geometry: Legal Science from Leibniz to Langdell", The American Journal of Legal History, vol. 30, no. 2 (Apr., 1986), pp. 95-121.
  44. Engin Erdem ve Necmettin Pehlivan, "Varlığın ve Yokluğun Ötesi: Kemalpaşazade’nin 'Leys ve Eys’in Anlamının İncelenmesine Dair Risale'si", İslam Araştırmaları Dergisi, 2012, sayı: 27, s. 87-116.
  45. Harun Bekiroğlu, "Bir Felsefî Tefsir Örneği Olarak Muhammed Hâdimî’nin İbn Sina’ya Ait İhlâs Sûresi Tefsirine Haşiyesi", Hitit Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 2013/1, c. 12, sayı: 23.
  46. Hartmut Bobzin, “Immanuel Kant Und Die ‘Basmala’ Eine Studie Zu Orientalischer Philologie Und Typographie in Deutschland Im 17. Und 18. Jahrhundert”, Zeitschrift Für Arabische Linguistik, no. 25, 1993, pp. 108–131.
  47. Kale-i Sultaniyeli İbnürrahmi Ali Tayyar, “Doğru Sözler - Acı Hakikatler: Teceddüd Aleminde – Ba’îd Fikirler”, Beyânülhak, cilt: V, sayı: 116, sayfa: 2123-2125, İstanbul: Cem‘iyet-i İlmiye-i İslamiye, 28 Cemâziyelâhir 1329 / 13 Haziran 1327.

12 Şubat 2009 Perşembe

Bir Osmanlı Matematikçisi: Hüseyin Tevfik Paşa

Matematikçi ve devlet adamı Hüseyin Tevfik Paşa'nın “Linear Algebra” eseri konusunda ilkler arasındadır. Paşa, Linear Algebra terimini ilk kullanan bilim adamıdır. Yurtdışı bilimsel etkinlikleri yakından takip eden Paşa, Osmanlı ve sonrasına bilim adamı kimliğiyle öncülük etmiştir.

Hüseyin Tevfik Paşa, 1248/1832 senesinde bugün Bulgaristan sınırları içerisinde kalan Vidin’de doğdu. İlk okulu ve rüşdiyeyi Vidin’de okuduktan sonra İstanbul’da eğitimine devam etti. Maçka’daki Mektebe-i İdâdî-i Askeriye’yi tamamladıktan sonra Taşkışla’daki Mektebe-i Harbiye’ye girdi [1]. Harbiye’de Cambridge Üniversitesi mezunu matematik hocası Tâhir Paşa’dan özel dersler aldı ve onun yardımcılığını yaptı. Sonraları Hüseyin Tevfik Paşa, “Her ne elde ettimse Tâhir Paşa sayesinde olmuştur” diyerek ona karşı olan minnetlerini ifade etmiştir [2].

1859 yılında Harbiye’den mezun oldu ve mülazımlık rütbesiyle (teğmen) Erkân-ı Harbiye’ye geçti. 1860 yılında buradan mezun olduktan sonra kurmay yüzbaşı rütbesiyle muallim muavini kadrosuyla Erkân-ı Harbiye’ye tayin edildi. 1862’da kıdemli yüzbaşı, 1867’te binbaşı, 1869’da kaymakam (yarbay), 1872’da miralay (albay), 1874’de mirliva (tuğgeneral) ve 1880’te ferik (korgeneral) oldu [3].

Tâhir Paşa’nın vefatından sonra cebir, ileri cebir, geometri, analiz, diferansiyel ve integral hesap, mekanik ve astronomi derslerini verdi. Tâhir Paşa’nın modern matematikçiler tarzında yazmış olduğu cebir kitabına türev ve seri konularını ekledi [4].

Balistik ve tüfek imalatı hakkında incelemeler yapmak üzere Paris’e gönderildi. İki yıl müddetle Paris askeri ataşeliğinde bulundu. Bu arada Paris Üniversitesi ve College de France’a devam ederek matematik bilgisini ilerletti. 1872 yılında geri döndüğünde miralaylığa terfi etti ve Tophane-i Âmire’de göreve başladı. Burada silahlar hakkındaki bilgini ilerletti. Devlet, 1872’de Winchester şirketinden 200 bin adet ve 1873’te de Providence Tool şirketinden 500 bin adet Martini-Henry tüfek sipariş vermişti. Bunların şartlarına uygun üretilmesini kontrol etmek üzere görevlendirilen komisyona katıldı. Üretimin başlamasından altı ay önce İngilizce öğrenmek amacıyla Amerika’ya gitti. 1874’te silahlarla birlikte döndükten sonra hizmetlerinden dolayı mirlivalığa (paşalığa) yükseltildi [4]. Nâfia ve Maliye nâzırlığı, Mühendishâne-i Berrî-i Hümâyun nâzırlığı ve Askerî Teftiş Kurulu üyeliği görevlerinde bulunan Tevfik Paşa 16 Haziran 1901’de vefat etti. Mezarı Eyüp’te Beybaba sokağı kenarındaki kabristandadır.

IMAGE dergisinde yayınlanan resmi [7] ( Kim bu centilmen? O’nun
1882’de yayınlanmış Linear Algebra kitabı, lineer cebir üzerine
yayınlanmış ilk kitap mı?)

İngilizce ve Fransızca bilirdi. Almanya, Fransa ve Belçika tarafından çeşitli nişanlarla taltif edilmiştir. Hüseyin Tevfik Paşa resmî görevler dışında kalan zamanını matematik alanında derinleşmek için harcamıştır. Amerika’da kaldığı yıllarda uğraştığı ilmi konulardaki kitapları toplayıp Türkiye’ye getirmiştir. Fakir çocukların eğitimlerine yardımcı olmak amacıyla Yusuf Ziya Paşa, Gazi Ahmed Muhtar Paşa, Sakızlı Ahmed Esad Paşa ve Ali Naki Efendi ile birlikte 1864 yılında Cemiyet-i Tedrisiye-i İslamiye adlı cemiyet kurdu. Bu cemiyetin 1867’den itibaren aylık yayınladığı Mebâhis-i İlmiye dergisinde makaleler yazdı [2].

İlk baskısı 1882 ve ikinci baskısı 1892 yılında ingilizce olarak yayınladığı “Linear Algebra” kitabı alanında ilk sayılabilecek eserlerdendir. Paşa’dan önce, 1870’te Benjamin Peirce (1809-1880) “Linear Associative Algebra” kitabını yayınlamıştı (Esere buradan ulaşabilirsiniz). Ancak, Linear Algebra terimini kullanan ilk yazardır. Hüseyin Tevfik Paşa’nın bu eseri dönemin matematiğinin yeni konularından olan kuaterniyonlar üzerinedir. İrlandalı matematikçi William Rowan Hamilton (1805-1865) tarafından 1843’de bulunan ve ilk olarak fiziğe uygulanmasıyla ün kazanan kuaterniyonlar Hüseyin Tevfik Paşa’nın ilgisini çekmiştir. Tevfik Paşa, Hamilton’un kuaterniyonları da benzer çabanın ürünü olduğunu bildirmekle birlikte, iki sistemin çok az ortak yanı olduğunu bildirmektedir. Bu çalışmasında Jean-Robert Argand’ın (1768-1822) cebirini de kullanmaktadır. Tevfik Paşa, 1892 baskısında, kendisinin geliştirdiği lineer cebir, karmaşık işlem ve Hamilton’un kuaterniyonları ile temel problemleri çözme yöntemlerini karşılaştırdığı bir sonuç bölümü ekler. Beklediği sonuç, kendisinin her iki sisteminin de Hamilton’un sisteminden daha kolay işlemesidir [6].

Linear Algebra’nın ikinci baskısının kapak sayfası

Bugünkü anlayışa göre, Tevfik Paşa’nın eseri, vektör hesabı kullanan bir analitik geometri kitabıdır. Bu alandaki teoremleri vektörler kullanarak ifade eden ilk eserlerden biridir [8].

Osmanlı son devir matematikçilerinden Salih Zeki (1864-1921), Tevfik Paşa’nın vefatından sonra Paşa ile olan anılarını Muallimler Mecmuası’nda neşretti. Paşa’nın konağında ilmi sohbetler yaparlardı. Bu anılardan birini aktararak Paşa’nın ilme olan iştiyakını müşahede imkanı bulmuş oluruz [1]:

Yazın Paşa yine köşke taşınmıştı. Bir cuma günü akşamı oturuyorduk. Avrupalıların Géométrie non Euclidienne (Non-Euclidean Geometry) namı verdikleri hendese-i cedide bahsi de o zaman günün en ehemmiyetli meselesi idi. Buna dair istîzâhda bulunmak istedim. Biraz sonra elinde kitap, risale, gazete ve el yazısıyla basılmış mecmuadan ibaret bir küme getirdi. Meselenin tâ ibtidasından tutarak Rusyalı Lobaçevski (1792-1856), Macar Bolyai’den (1802-1860) bahseden Oklidis’in muvâzât (paralellik) nazariyesine nasıl itiraz ettiklerini ve onbirinci mevzuuna Oklidis’in diğer mütaarafat (tarifler) ve mevzuat ile münasebette olmadığını isbat ve irade eyledikleri aynı zamanda Gauss’un (1777-1855) bunlardan bihaber olarak meseleye vakıf olduğunu muahharan (sonra), Riemann (1826-1866) ve Helmholtz’un (1821-1894) meseleyi ne suretle halle kalkıştıklarını velhasıl bir bir şahidlerini de göstererek takrire başladı. Yedi sekiz hafta devam eden bir müsahebeden o derece zevk hasıl etmiş o derece müstefid olmuş idim ki tarifi mümkün değildi. Merakı derecesini takdir etmelidir ki Lobaçevski’nin, Bolyai’nin, Gauss’un, Riemann’ın, Helmholtz’un, Cayley’in (1821-1895) elhasıl hendese-i gayri Oklidisiye hakkında kim ne söylemiş ise onun asârını toplamış idi. Hatta bazıları bir mecmua-ı mevkuteye yazılmış ve bu mecmuayı elde etmek için bütün on senelik çıkan nüshalarını almağa mecbur olmuştur. Her biri bir memlekette tab olunan bir gazete veya mecmua-ı mevkutede neşredilmiş bu kadar muhtelif asârı cem etmeği düşününce bunun ne kadar müşkül olduğu anlaşılır. İşte Paşa olanca itdidarını bu uğurda sarfetmiş ve bu kadar müteferrik olan ve muhtelif tarihlerde neşredilmiş olan mecmua ve risaleyi cemetmeğe muvaffak olmuş ve bunların mündericâtını (içindekiler) tetkik ettikten sonra kendi mütalaasını zam ve ilâve etmiş idi.


Eserleri [1,3,5]

Matematik ile ilgili çalışmaları:

1. Linear Algebra: Eserin ilk baskısının Harvard Üniversitesinde bulunan nüshası dijital ortama aktarılmıştır. Eserin ilk baskısına buradan ulaşılabilir. Kazım Çeçen birinci ve ikinci baskıları birlikte eserinde neşretmiştir.
2. Cebr-i A’lâ
3. Hesab-ı Müsennâ (Dual Mathematique): İngilizce yazılmış bir makale olup 1866 senesinde Mebâhis-i İlmiye Mecmuası’nda yayınlanmıştır.
4. Usûl-i İlm-i Hesab
5. Yeni Ölçülerin Menâfi ve İstimaline Dâir Risâle-i Muhtasara: Eser yeni ölçümlerin kullanılmasında karşılaşılan zorlukları kolaylaştırmak için neşredilmiştir.
6. Zeyl-i Usûl-i Cebr: Tâhir Paşa’nın Usûl-i Cebr eserine yazdığı Türev, Taylor ve Mc’Lauren serileri gibi konuları içeren ilavedir.

Astronomi ile ilgili çalışmaları:

7. Hey’et Kitâbı
8. Mahsûsât ve Gayr-i Mahsûsât
9. Rubu Tahtasına Dâir Bir Risâle

Diğer çalışmaları:

10. Fenn-i Makina
11. Memâlik-i Osmâniye ve İslâmiyet


Referanslar

[1] Kazım Çeçen, Hüseyin Tevfik Paşa ve “Linear Algebra”, İstanbul, 1988.

[2] Yaşamları ve Yapıtlarıyla Osmanlılar Ansiklopedisi, cild I, sayfa 592-593.

[3] Ekmeleddin İhsanoğlu ve Diğerleri, Osmanlı Astronomi Tarihi Literatürü, cild-II, İst. 1997, sayfa 686-687.

[4] Diyanet İslam Ansiklopedisi, cild 19, sayfa 14-15.

[5] Ekmeleddin İhsanoğlu ve Diğerleri, Osmanlı Matematik Tarihi Literatürü, cild-II, İst. 1999, sayfa 401-404.

[6] Gert Schubring, “Huseyin Tevfik Pasha – The Inventor of ‘Linear Algebra’ ”, Osmanlı Bilimi Araştırmaları, 2007, cild 8, sayı 2, sayfa 49-54.

[7] IMAGE – The Bulletin of the International Linear Algebra Society, sayı 16, 1996, sayfa 29.

[8] Erdal İnönü, Osman Bahadır, Türkiye’de Temel Bilimlerde İlk Araştırmacılar, İstanbul, 2007, sayfa 21.

4 Şubat 2009 Çarşamba

İlk Buhar Türbini

Geleneksel teknoloji tarihleri buhar türbinin tasvirini ilk yapanın 1629’da Giovanni Branca olduğunu söyler. 1648’de John Wilkins Mathematical Magic adlı eserinde bir şişi çeviren buhar türbini tasvir etmektedir[1].

Osmanlı astronomu ve mühendisi olan Takiyüddîn Muhammed ibn Ma’rûf er-Râsıd (1521-1585), 1546 tarihli et-Turuku's-Seniyye fî'l-Âlâti'r-Rûhâniyye (Otomatlar Üzerine Önemli Metodlar) eserinin 6. bölümünde döner şişi çevirmeye yarayan üç düzenek tarif etmektedir. İlk düzenek buhar gücüyle hareket etmektedir. İkincisi, hareketi sıcak hava türbiniyle çalışmaktadır. Üçüncüsü, nisbeten küçük bir gücü, çevirme koluyla hareket ettirilen dişli çarklar vasıtasıyla aktarma prensibine göre imal edilmiştir.

Takiyüddîn'in eserinde tasvir ettiği buhar türbinin modeli (Fuat Sezgin'in kitabından[2])

İlk düzenekte, kanatlı dolap benzeri bir türbin ile birlikte kapalı, ısıtılmış su kazanından bir boruyla dışarı çıkan buhar vasıtasıyla şiş dönmektedir. Takiyüddîn’in tarifine göre, borunun ağzı bir su kabına sokularak kazana yeniden su sevk edilir. Bu tür buhar düzeneklerinin kendi zamanında oldukça yaygın olduğunu bildirmektedir [2].

Bu eser, İslam medeniyetindeki hiyel geleneğinin bir devamı olarak düşünülebilir. İlm-i hiyel, pnömatik ve hidrolik sistemlerin işleyişini ele alan bir disiplindir. Bu ilimde önde gelenler Benû Musa kardeşler (Ö.873) - Ebû Cafer Muhammed ibn Mûsâ ibn Şâkir, Ahmed ibn Mûsâ ibn Şâkir, El-Hasan ibn Mûsâ ibn Şâkir-, Ebû Reyhan Muhammed ibn Ahmed el-Bîrunî (973-1048), el-Cezerî (1136-1206), Endülüslü el-Muradî ve Takiyüddîn’dir [3].

Takiyüddîn bu eserinde tasvirlerini verdiği mekanik aletler, hava, boşluk ve denge prensipleri üzerine yapılan çalışmalara dayanmaktadır. Kitap bir giriş ve altı kısımdan oluşmaktadır. Muhtevası şöyledir [4]:
  • Birinci Bâb – Saatler hakkındadır.
  • İkinci Bâb – Ağır yükleri kaldıran aletler hakkındadır.
  • Üçüncü Bâb – Suyu yukarıya çıkaran mekanik aletler hakkındadır.
  • Dördüncü Bâb – Şekilleri, çeşitli fıskiyelerden farklı olmayan, nakaratlı ve sürekli sesin yapımı hakkındadır.
  • Beşinci Bâb – Çeşitli aletler hakkındadır.
  • Altıncı Bâb – Bir hayvanın hareketi olmadan, kendi kendine dönen bir et kızartma aleti olan bir şişin kullanılışı hakkındadır.

Referanslar

[1] Ahmad Y. al-Hassan, “Taqi al-Din and the First Steam Turbine”, http://www.history-science-technology.com/Notes/Notes 1.htm

[2] Fuat Sezgin, İslâm'da Bilim ve Teknik, Cilt V, 2007, s. 37-38.

[3] Atilla Bir ve Mustafa Kaçar, “İslam Medeniye’tinde Hiyel Geleneği ve Takiyüddin Rasıd’ın Et-Turuku’s-senniyye Fî Alâtu’r-rûhaniyye Adlı Eseri”, Bilim ve Sanat Vakfı.

[4] Yavuz Unat, “Türk Teknoloji Tarihinden İki Örnek: Cezerî ve Takiyüddîn”, I. Türk Bilim ve Teknoloji Tarihi Kongresi, 2001.